top of page

Mükemmeliyetçilik: Bir İllüzyonun Peşinden Koşmak


Mükemmeliyetçilik, her ne kadar motivasyon kaynağı olarak gözükse de büyük bir baskı nedenidir. Mükemmeliyetçilik gerçekçi bir arzu olmadığından dolayı, bireyler kendilerini, ulaşamayacakları bir hayalin peşinden giderken bulurlar. Düş dünyasıyla gerçek dünya arasında önemli bir fark bulunur. Bireyler düşündükleri ''mükemmel özelliklerini'' gerçeklikte var etmeye çalışarak hiç ulaşamayacakları bir hayale doğru yolculuğa çıkmış olurlar. Bu yolculuk kişiler için yorucu, yıpratıcı ve zedeleyeci olabilir. 

Mükemmeliyetçilik, bir bireyin kendisinden sürekli olarak en yüksek standartları talep etmesi durumudur. Bireyin, mükemmeliyetçilik yolculuğuna çıkma sebebi genellikle bu durumun geliştirici olarak gözükmesinden kaynaklıdır. 

Oysa sürekli 'en iyisini yapma' çabası, bireyin kendini sorgulamasına, hataya karşı olan toleransının düşüklüğüne, kendine karşı olan inancının azalmasına ve kendisine karşı olan güven duygusunun zayıflamasına sebep olabilir. Arzusuna ulaşamayınca kişi, hayal kırıklığı yaşayabilir. Ayrıca bu durumda kaygılı, stresli, öfkeli ya da mutsuz hissedebilir. 


Mükemmeliyetçilik ve Yetersizlik 

Mükemmelliyetçiliğin diğer ucunda bambaşka bir yer vardır: Yetersizlik. Kişi mükemmele ulaşmaya çalıştıkça, elde ettiği başarıları, attığı adımları hatta kendisini yeterli görmeyebilir. Bu şekilde sürekli daha fazlasını yapma ihtiyacı hissedebilir. Sürekli çabalayan ama ne kadar çabalasa da tatmin olmayan kişi, kendisi bir kısır döngü içinde bulmaya başlar. Bu döngüde kişi tatmin olamaz ve yetersizlik duygusu kişinin içinde büyümeye devam edebilir. Yetersizlik duygusu sesini çok yüksek çıkardığında, kişinin hem kendi üstünde baskı hissedebilir hem de bu baskıyı çevrelerine yansıtabilirler. Bu durum, arkadaşlıklar ve romantik ilişkiler üzerinde baskı yaratabilir ve hatta bu ilişkilerin sona ermesine neden olabilir.

Denge: Yeteri Kadar İyi

Spektrumun bir ucunda mükemmeliyetçilik, bir ucunda yetersizlik olsa da orta noktayı bulmak mümkündür. Yeteri kadar iyi noktasında kalmak sınırları kabul etmek demektir. Kişi, kendi ve gerçekliğin sınırlarını kabul edince, kendi üstüne aldığı yüklerin birazını bırakmış olur. 

Denge kalabildikçe kişi, hem yapabildiklerini hem de yapamadıklarını daha gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirme fırsatı bulabilir. Bu noktada işlevsel bir şekilde gelişmek mümkündür. 

Ne kadar çok istense de mükemmel olmak bir illüzyondur ve bu illüzyonun peşinden koşmak, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiye zarar vermektedir. 


4 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page